TOPLUM VE AHLAK

Yazdır
Kategori: Değerlendirme
Perşembe, 24 Ağustos 2017 tarihinde oluşturuldu

 

 

 

 

İnsanlığın varoluşundan günümüze toplumlar için ahlak olmazsa olmaz bir değerdedir. Ancak bu değerin neye göre kime göre olduğu da tartışmaya açıktır. Öyle ki ahlak adına ahlaksızlığın yaşandığı ve ahlaksızlığa ahlak adının takıldığı bir çağda yaşıyoruz. Toplumlar için sözde medeniyetin gelişmesiyle daha çağdaş gelişmiş insanlık aslında kendi öz değerlerine yabancılaşarak büyük bir gerilemeyi yaşamıştır. Bilinmelidir ki medeniyetler oluşmadan önce toplulukların yaşamı yazılı değil yaşamsaldı.

 

Toplulukların ahlakı yaşam felsefesinden gelir. Nedir bu felsefe, birincisi nasıl yaşanması gerektiğini toplumsallaşarak öğreniyor, her bireyin yeteneği kendi çıkarına değil toplumun hizmetindedir. Başarıları topluma fayda getiriyor ise başarıdır ve eğer bu fayda getirmiş ise toplum başarıya ulaşmıştır. Bireyin tüm davranışları yani ahlakı aynı zamanda topluluğunda davranış ahlakını koyar ortaya, yaşamın kendisi bir bütün olduğu için ayrı ele alınamaz. Kurallar topluluğa zarar verecek yaşam biçiminden kaynaklı kişinin kendisini eğitmesi terbiye etmesiyle ilgilidir. Katı olan kurallardan en önemlisi bireyciliktir. Çünkü bireycilik hem kişinin hem de toplumun ezeli ve ebedi düşmanıdır. Bireyciliğin olduğu yerde topluluk yoktur paylaşım değer yoktur, çünkü komünaliteye gelemeyen her kes kendi çıkarları ihtiyaçları zevk ve amaçları için yaşar, bu da komin dışılıktır. Toplum henüz düşüncenin gelişim aşamasındayken bireyciliğin ahlaksızlığı nasıl beslediğinin farkındadır. Bu nedenle komünal değer yargıları, insanı tüm varoluşa dönük hesapsız bir denge ve uyum içinde yaşamasına neden olmuştur. Bunu başaramayanlar ise bunun dışında kalmışlardır.

Günümüz kapitalist sistem tam da bu noktada kendisini toplum üzerinden beslemeye çalışmaktadır. Tüm yaşam alanlarına el atarak nasıl yaşaması gerektiğini daha doğrusu yaşamdan kopup yürüyen ölüler topluluğuna dönüşeceğini öğretir. Kapitalist sistemin ideolojisi paradır, bu anlamda her şeye bir değer biçer ve her şeyin alınıp satılabildiği oranda büyümenin olacağını söyler. Bu zihniyete göre ahlak dahi satılıp alınır, ahlakın vicdan emek ve paylaşımla alakalı olduğunu bilse dahi bunlara da bir fiyat biçmiştir. Kapitalist moderniteye göre paylaşım küçültendir, emek alt tabakaya aid olurken, vicdan zayıflara mahsustur.  Büyük olan satın alır küçük olan ise hep satılıktır bu nedenle maddi anlamda durmadan büyümeli insan. Büyümek içinse her şeyi yapmalı. Birey kendi büyümesi için her yolu kullanabilir toplumsal değerler manasız, anlamlı olan bireysel gelişimdir. Oysa yaşam değerinin ölçülüp biçilemeyeceğinin dahi farkında olamayacak kadar körleşmiştir toplum, körleştirilmiştir. Ahlakın yazılı hale gelmesi insanlığın kendi yaşam değerlerinden uzaklaşmasıdır, sistem yazılı ahlak yasalarıyla ahlaksızlığı geliştirmekte kendisini büyütüp yaşatırken toplumu bitiş noktasına getirmektedir. Bu durumu yaşayan birey toplumdan ayrışır ortada toplum kalmaz, onun yerine her kesin kendi çıkarını düşündüğü toplumsal ahlak ve değerlerin çok fazla umrunda olmadığı umursamaz, duyarsız, çıkarcı, bunalımcı, şikayetçi, doymak bilmeyen bir tüketici ve en önemlisi de kim olduğunu nereden gelip nereye gittiğini bilmeyen hep başkalarının arkasından sürüklenen kapitalist  modernitenin hapsine düşmüş müebbet almış bir tutsaktır. Elbette bu bireyler topluluğu, tutsaklığının dahi farkında olmadan böyle gelmiş böyle gider felsefesiyle sürüklenip giderken, egemenler soluk alan bu cesetlerin üzerinde kendisini yükselttikçe yükseltir. Kendisini dev aynasında gören bu sistemin en büyük korkusu modernite ile uyuşturduğu beyinlerin tekrardan arınarak hakikate ulaşmasıdır. Korkusu da yerindedir çünkü toplumun bir alternatifi vardır o da kapitalist moderniteye karşı demokratik modernitedir.

demokratik modernitenin felsefesinde vicdan vardır hiçbir şey satılık değildir değerler o kadar güçlüdür ki fiyat biçemez kimseler. Doğaya, yaşama, canlı cansız her varlığa bir saygı vardır. Demokratik modernite bireyin kendi başına bir güç olamayacağını, bireyin toplumu ile var olabileceğini toplumun ise kendi değerlerini koruyup yaşaması için örgütlü kolektif bir mücadele anlayışı ile olacağını koyar ortaya. Birbirine karşı gelişen duyarlılık ve sorumluluk ne bireyi yalnız bırakır nede toplumu dağıtır. Kominal bir yaşam için ahlakın yazılı haline gerek olmaz çünkü orada ahlak zaten soluk alıyor ve soluk aldırıyordur. Bu nedenle görülmektedirki eril ve hegemon güçlerin sömürücü zihniyet ve dilleriyle yazdıkları tüm safsatalar topluma doğaya evrene yıkımdan başka bir şey getirmediği gibi varoluşa da zarardır. Bu gerçekliklerden yola çıkarak diyoruz ki insanlık öz iradesi ile buluşmalı ve doğal kominal yaşamla tekrar hayata dönmeli.

 

                                                                                                                     Eylem Kasım

 

 

 

KJB

Demokratik Konfederalizm Önderi Abdullah Öcalan’ın yeni bir örgütlenme modeli olarak kadının gündemine koyduğu Yekitiya Jinen Azad ( YJA-Özgür Kadın Birlikleri) örgütlenmesi gerçekleşen 1. KJB kadın özgürlük kurultayında ortaya çıkan sonuçlar temelinde oluşturuldu...

YJA

YJA (Yekitiya Jina Azad) 20-24 Haziran tarihleri arasında Medya Savunma Alanlarında 100 delegenin katılımıyla 2. Konferansını gerçekleştirdi. ‘Azadiya Reber APO Azadiya Jine ye’ şiarı altında gerçekleşen Konferans, Kürdistan’da silahlara karşı taş...

YJA-Star

Kürdistan kadın özgürlük hareketinin meşru savunma gücü olarak tanımlanan YJA STAR (Yekiniya Jinên Azad-Star), kadının meşru savunma temelinde örgütlenmiş ve teknik olarak donanmış askeri bir yapılanma. Kürdistan meşru savunma gücü olan Halk Savunma Güçleri...

© 2017 PAJK Partiya Azadiya Jin a Kurdistan