Demokratik-Komünal Ekonomide Kooperatif 1

Kategori: İnceleme
Cuma, 25 Temmuz 2014 tarihinde oluşturuldu

Devletçi uygarlık ve en son biçimi kapitalist modernitenin toplum ve ekonomi üzerinde kurduğu egemenlik, toplumun sömürülmesi ve doğanın yağmalanması sonucuna yol açmaktadır. Sermaye-iktidar tekelleri, endüstriyalizm ile ekonomiyi özünden boşaltarak, ekonomi ve yaşama ait ne varsa nesneleştirmiş, kâr, sermaye, istismar ve sömürü konusu haline getirmiştir. Genelde son iki yüzyılda, özellikle de son elli-altmış yılda gerçekleşen ekolojik yıkım ve dengesizlik, toprak-hava ve sudaki geri döndürülemez kirlenme, büyük ölçekli göç ve sürgünler, yüksek düzeyde açlık, yoksulluk ve işsizlik, kültürel ve ahlâkî yozlaşma, suç oranlarının hızla tırmanması, kitlesel düzeye varan intiharlar, kanserleşme ve daha birçok tahribat, bu gerçeklikten kaynaklanmaktadır.  

 

Kendi ekonomisi üzerinde öz-yönetimini kaybeden toplum, tüm alanlarda dağılmayla yüz yüze kalmıştır. Ortadoğu’da tarım-yerleşik yaşam devrimine önderlik ve öncülük yapmış, ekonomik toplum gerçekliğini en güçlü yaşayan Kürdistan toplumu, sermaye-iktidar tekelleri ve işgalci ulus-devlet yapılanmalarının egemenliği altında ekonomik olarak en çok dağıtılan, işsiz kalan, yoksullaşan, yer altı ve yer üstü doğal zenginlikleri talan edilen, nan’ın vatanında nansız kalan, kendi ülkesinde mülteci ve kaçak olan, her türlü güvencesiz işe en ağır koşullarda koşturulan, üstelik de kendi değerleri ve emeği üzerindeki sömürüye alet edilen bir gerçekliği ifade etmektedir.

Kapitalist modernitenin ve ulus-devlet yapılarının toplum kırımla birlikte gerçekleştirdiği ekonomik soykırıma karşı demokratik modernite de kendi ekonomi sistemini, örgütlenmesini ve eylemini açığa çıkarmak durumundadır. Bu temelde oluşturulacak temel örgütlenmelerden biri de kooperatiflerdir. Ancak kooperatif örgütlenmesi bir bütün olarak incelenip ahlâkî-politik toplumun gelişimini destekleyen, demokratik moderniteye özgün bir kooperatif modeline ihtiyaç vardır. Yürütülen çalışma, böyle bir kooperatifin zihniyeti, anlayışı ve ilkelerini oluşturmak, temel felsefesi ve mantığını kurma amacı taşımaktadır.

1-KOOPERATİF NEDİR?

Kooperatif kavramı, latince yardımlaşma, ortaklık anlamına gelen “cooperatio”dan gelir. Bu temelde gerek toplumsal ekonomide ve gerekse de devletlerin yasalarında bu kavramdan yola çıkan ve aralarında farklılıklar olan tanımlamalar vardır.

Ekonominin, toplumun temel var oluş biçimi olduğu gerçeği düşünüldüğünde; kooperatif, özü itibariyle bir toplumsal ekonomik örgütlenmedir. Kooperatif, bir grubun veya toplumun birlikte yaşamı da içine alacak şekilde ekonomik faaliyetlerini birlikte üretim, paylaşım ve kullanım üzerinde inşa etmesidir. Bir kooperatifi oluşturacak toplulukta, toplumun doğasında var olan sevgi, saygı, paylaşım, dayanışma, ortaklaşma, yardımlaşma, empati, birbirini tamamlama gibi değerler önemli oranda korunmaktadır. Kooperatif, bu değerleri ve öz-yönetimi esas alarak ekonomik faaliyetlerin düzenlenmesi, örgütlendirilmesi ve yürütülmesidir. Bu yönüyle aslında kooperatif, toplumun ahlaki-politik dokularının korunmasını sağlayan önemli bir sosyo-ekonomik örgütlenmedir. Kooperatif, bir topluluğun veya toplumun emeğini, yeteneklerini ve elindeki ekonomik imkanları birleştirerek yaşamsal ihtiyaçlarını temin ettiği, ürettiği; böylece kendisini devletin ve sermaye güçlerinin baskılarına ve saldırılarına karşı savunduğu bir örgütlenmedir. Bu yönüyle de kooperatif, toplumsal temelde en verimli ekonomik örgütlenmedir. Kooperatif, bir topluluğun veya toplumun kendi ekonomik faaliyetlerini demokratik öz-yönetim temelinde örgütlemesi ve düzenlemesi; ekonominin demokratik temelde inşa edilmesidir.

Bazı devletlerin yasalarında kooperatifler şu şekilde tanımlanmaktadır; Hollanda; 1925 yılında çıkarılan Hollanda Kooperatifler Yasasında kooperatif; “ Ortakların girmelerinin ve çıkmalarının serbest olduğu, ortakların işlerini birleştirerek onların gereksinim duydukları maddeleri satın alan ya da kredi sağlayan, ortakların ekonomik haklarını savunan bir örgüt” olarak tanımlanır. İtalya; 1942 tarihli İtalyan yurttaşlar yasasında; “ Karşılıklı yardım amacını güden, değişik sermayeli, sınırsız ortaklı, ortakların en çok payı tespit edilmiş bir örgüt” biçiminde ifade edilir. Alman yasalarında kooperatifin; ’’Ortak bir işletme aracılığıyla ortakların tarımsal ve ekonomik gereksinimlerini karşılamak üzere kurulmuş sınırsız ortaklı şirketler”dir. Fransız kooperatif yasasında ise; ”ortaklar lehine olmak üzere bazı mal ve hizmetlerin maliyet fiyatını, gerekirse satış fiyatını ortak çabalarla düşürmek, ortaklara sağlanan ya da ortaklarca üretilip satılan mal ve hizmetlerin kalitesini düzeltecek olan şirketler” dir. Türkiye’de ise kooperatif, 1163 sayılı yasada; “ Tüzel kişiliği olan, ortakların ekonomik çıkarlarını, meslek ve geçimlerine ilişkin ihtiyaçları karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet yoluyla sağlamak, korumak amaçlarını taşıyan gerçek ve kamu tüzel kişileri, özel idareler, belediyeler, köyler, cemiyetler ve dernekler tarafından kurulan, değişir ortaklı ve sermayeli kuruluşlar” biçiminde tanımlanır.

2-KOOPERATİFİN TARİHSEL-TOPLUMSAL KÖKENİ:

Kooperatiflerin 18.yüzyılın sonlarında Avrupa’da ortaya çıktığı ve geliştiği ileri sürülür. Ancak bu belirleme, günümüzdeki modern kooperatifleri tanımlar.

Kooperatif, esasta ahlâki-politik toplumun komünal yaşamının, ekonomik faaliyetlerin örgütlenme biçimine yansıtılmasıdır. Yani, kooperatifi ortaya çıkaran, komünal yaşam kültürü ve değerleridir. Bu yönüyle kooperatifin kökeni çok daha eskilere; toplumsallaşmanın ilk dönemlerine kadar uzanır. Kooperatif geleneği, Ortadoğu ve Kürdistan jeo-kültüründe ortaya çıkmış ve gelişim sağlamıştır. Tarım-yerleşik yaşam kültürüne geçiş, aynı zamanda ilk kooperatif örgütlenmesi; günümüzdeki kooperatiflerin de temel değerlerinin çıkış zamanı ve mekanıdır. Bu kültürle birlikte kalıcılaşan ortak üretim, ihtiyaca göre dağıtım, kendine yeterlilik, ekolojik duyarlılık, bireysel ve kolektif sorumluluk temelinde ekonomik faaliyetlerin ahenkli örgütlendirilmesi; işbölümü, paylaşım, dayanışma, üretim sevinci, toplumsal-bilinçli ve üretici emek anlayışı, hamdetme gibi değerler olmasaydı, son iki yüz yıllık komün-kooperatif modelleri hangi değerlere dayanarak kurulabileceklerdi?

Kooperatifin temelini teşkil eden; eldeki imkanları en verimli şekilde değerlendirerek kendi ihtiyaçlarını temin etme anlayışı; bunun için kolektif çalışma, üretme ve paylaşma; dayanışma, yardımlaşma gibi temel değerler özü itibariyle tarım-yerleşik yaşam kültüründe kalıcı hale gelmiştir. Bu amaç ve değerler temelinde toplumsal işbölümü, ekonomik faaliyetlerin düzenlenmesi, örgütlenmesi, yürütülmesi ve yönetilmesi tarihte ilk kez ve en kapsamlı biçimde bu kültürde gerçekleşmiştir. Duygusal akıl ile analitik aklın, toplumsal ve ekolojik temelde uyumunun eseri olan bu ekonomi sisteminin yarattığı değerler, günümüze kadar da komünal toplumun temel değerleri olagelmişlerdir. Kürdistan’daki Karaz ( Amed ), ÇemêHallan ve ÇemêKoteBer ( Êlih ); Anadolu’daki Çatalhöyük ve daha birçok tarihi yerleşke bu gerçeği yansıtır. Aslında devlet de bu değerleri gasp ederek ve içeriklerini boşaltarak kendisini kurumsallaştırmıştır. Kooperatifin temeli olan ekonomi ahlâkı da denebilecek olan komünal ekonomi kültürü ve değerleri, devletin kuruluşundan sonra ortadan kalkmamış, günümüze kadar yaşatılıp korunabilmişlerdir. Kooperatifin kök hücreleri ve geleneği toplumsal yaşamın tüm alanlarında, yazılı kurallara ve ekonomi yasalarına dönüştürülmemiş ama çok güçlü ahlâkî değerler ve yasalar olarak yaşatılmış ve yaşatılmaktadır. İmece geleneği, tarım-hayvancılık festivalleri, ekim ve hasat günlerindeki dağıtım etkinlikleri, dayanışma, yardımlaşma, komşu dayanışması ve daha birçok değer, özü itibariyle kooperatif kültürüyle ilişkilidir.

Kooperatif geleneği, sadece toplumsal yaşamın doğal akışı içinde ve gözeneklerinde değil; aynı zamanda örgütlü, sistemli ekonomi formları olarak da ortaya çıkarılmıştır. Demokratik moderniteninsosyo-ekonomik cephesinde köklü ve kapsamlı etkilere yol açan bu deneyimler, farklı biçimlerde günümüze kadar da taşırılmıştır. Bu konuda sayısız örneği vermek mümkündür. Bunlardan bazılarını ele alacak olursak;

Zerdüştilik:

Zerdüşt, Aryenik toplumların kendilerine yabancılaşarak, devletçilik ve köleleşme bataklığında dağılmakta olduklarının çok derinden farkına varır. Çok yaygın olan adaletsizlik, ahlâkî ve kültürel yozlaşma, üretimsizlik ve bireyciliğe karşı köklü çözümler arar. Zerdüşt, her şeyden önce zihniyet devrimi gerçekleştirerek, toplumun yaşadığı ağır sorunların aşılabileceğini düşünür. Bunun da ancak kendi özüne dönüşle; yani kaybolmakla yüz yüze kalan tarım kültürüne dönüşle, onun güncelleştirip yaygınlaştırmakla mümkün olduğunu savunur. Zerdüşt; “ doğru düşün, güzel konuş, iyi yap” düsturuna dayanan felsefesiyle zihni, ruhsal ve bedensel arınmayı, erdemi ve bilgeliği toplumun ve bireyin yaşamının temeli sayar.

Zerdüştilik’te kolektif üretim, ihtiyaca göre adil dağıtım, paylaşım, dayanışma, yardımlaşma, kendine yeterlilik temelinde tarım-hayvancılık faaliyetleri, toplumun ekonomik-sosyal yaşamını ve kültürünü oluşturmaktadır. Zerdüşt, toplumsal yaşamdaki yozlaşmaya, üretimsizliğe, bireyciliğe ve umarsızlığa karşı çetin bir mücadele ederek iyilik, güzellik, doğruluk, erdemlilik, temizlik, aydınlık gibi değerleri tekrar canlandırarak, toplumu bunlar etrafında örgütlemiştir. Doğaya ve doğadaki varlıklara büyük saygı ve sevgi gösteren Zerdüşt; “bir karış toprağı ekmek, bir ülkeyi fethetmekten daha hayırlıdır” belirlemesiyle tarım kültürünü yeniden canlandırmayı, buna dayanarak toplumu yaşatmayı ve korumayı en büyük amaç edinmiştir.

Zerdüşt’ün kadın yaklaşımı da toplumsal yaşamın özgür örgütlenmesi açısından dikkat çekicidir. Kadın ve erkek eşitliğinin yaşamın doğru, iyi ve güzel örgütlenmesinin temeli olarak ele alan Zerdüşt, tek eşliliği savunur. Kadına yaklaşımın doğaya yaklaşımla paralel olması da temel bir doğru yaşam şartıdır. Zerdüşt’te kadın ve doğaya kutsallık derecesinde anlam ve önem verilir. Çünkü doğa ve kadın olmadan yaşam olmaz. Toplumun tarım ve hayvancılık temelinde örgütlenmesinde başat öğenin kadın olması Zerdüşt öğretisinde daha belirgin olarak görülür. Tarımın önemini toprak ve insan ilişkisinden başlatarak insan yaşamının tamamına yaymayı esas alan öğreti, hayvancılığı da ekolojik bir anlayışla ortaya koyar. Hayvancılığa önem verilirken, faydacılık değil dostluk esas alınır. Hayvanları kesmenin veya onlara eziyet etmenin büyük günah sayıldığı Zerdüştlükte onları koruma ve ürünlerinden faydalanma esas alınır.

 

Zerdüşt inancını yaşayan topluluklarda ekim ve hasat zamanı bayram coşkusuyla kutlanır. Yine cejnaBerana (Koç bayramı) denilen bayramda, hayvanların çiftleştirildiği dönemde koçların süslenerek şenliklerle kutlanarak sürünün içine bırakılır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Hala toplumumuzda bu geleneklerin sürdürüldüğü yerler vardır. 

KJB

Demokratik Konfederalizm Önderi Abdullah Öcalan’ın yeni bir örgütlenme modeli olarak kadının gündemine koyduğu Yekitiya Jinen Azad ( YJA-Özgür Kadın Birlikleri) örgütlenmesi gerçekleşen 1. KJB kadın özgürlük kurultayında ortaya çıkan sonuçlar temelinde oluşturuldu...

YJA

YJA (Yekitiya Jina Azad) 20-24 Haziran tarihleri arasında Medya Savunma Alanlarında 100 delegenin katılımıyla 2. Konferansını gerçekleştirdi. ‘Azadiya Reber APO Azadiya Jine ye’ şiarı altında gerçekleşen Konferans, Kürdistan’da silahlara karşı taş...

YJA-Star

Kürdistan kadın özgürlük hareketinin meşru savunma gücü olarak tanımlanan YJA STAR (Yekiniya Jinên Azad-Star), kadının meşru savunma temelinde örgütlenmiş ve teknik olarak donanmış askeri bir yapılanma. Kürdistan meşru savunma gücü olan Halk Savunma Güçleri...

© 2018 PAJK Partiya Azadiya Jin a Kurdistan