BİLİYOR MUSUN?

Kategori: Kadından
Salı, 28 Nisan 2015 tarihinde oluşturuldu

Nupelda ENGİN

Kürt Kadının Kurtuluş tarihini, biliyor musun?

Toplum tarihsel bir yapılanmaya sahiptir. Tarihsel toplum, teorize edilerek pratikleştirilmeye çalışılan bir fikir değildir sadece. Yaşanan her an kendi içinde geçmişi taşır. An’ın içinde geçmişin hikayesini, ruhunu okumak her zaman mümkündür. Böylelikle oluşan tecrübe ve birikim geleceğe akışı belirler. Bu akışın nasılını da verilen anlamlar ve pratik süreçler etkiler.

 

Kesintisiz bir süreğenliğe sahip olan tarihsel toplum da ahlaki ve politik toplumun kendisi olmaktadır. Hiçbir an ne geçmişsiz, ne de geleceksizdir.

Toplumun kendini eğitim sistemi kendi tecrübesini, tecrübesinden edindiği ölçüleri, erdemleri, görenekleri sürekli olarak yeni kuşaklara aktarmasıyla sürgit bir hal alır. Okul deyince kafamızda genelde devlet okulları, akademileri, üniversiteleri hemen belirginleşir. Oysa en büyük okul ve en gerekli okul toplumun kendisidir. Kültürün asıl ocağı bu okuldur.

Topluma devlet tarafında yapılan en önemli müdahalelerden biride bireyi doğal toplumsal yapılanışından kopartarak bilgilenme, bilinçlenme, meslek sahibi olma, uzmanlaşma adıyla okulsuzlaştırmadır. Tecrübesinden koparmadır. Ahlaki yapısını dağıtma, politik duruşuna müdahale etmedir. Düşüncesizliğin, kişiliklerdeki gerginliğini, başarısızlığın altında bu müdahalenin eserleri vardır. Kendi olamamanın ince çarpıklığı vardır. Yani devlet mantalitesi, politik duruştan uzak düşüş olduğu kadar ahlaki içtenlikten kopuşu getirir. Böylelikle neyin kendisi için iyi ve güzel olduğunu karıştırma vardır. Ki bunun günlük sonuçları da bunalımlı kişilik olarak görünmektedir.

Önderliğin devlete karşı köklü duruşlarından en önemlisi de bir toplumu, ne kadar düşük bir seviyede olursa olsun, kendi kendini eğitecek hale getirmesidir. Yani ahlaki ve politik yapısına kavuşturmasıdır. Hiçbir temeli olmayan, hatta okuma yazma bile bilmeyen insanı en büyük yetenek haline getirme çabasıdır. Yine ahlaki ve politik olarak parçalanmış, başkalaşmış; aslında devletleşmiş insanı toplum insanı haline getirerek güç yapma emeğidir. Burada ki dönüş topluma olduğu kadar özde devletten kopuş vardır. Düşüncesizlikten, başkalarına ait olmaktan kurtuluşun sıcaklığı vardır.

Ahlaki ve politik toplum yapısının böyle harabeye çevrildiği yerde kadının kaybettiklerini hesaplamak hiçte zor değil. Aslında kaybettiklerine değil de, elinde neyin kalabildiğini bakmak daha rahat olur herhalde. En fazlada kendisi olmayı, kendisi için, kendi adına bir şeyler düşünebilmeyi bile neredeyse günah bilir olduğunu az çok hepimiz biliyoruz. Nasıl anlamsızlaştığını kendini bilme çabası veren her kadın mutlaka iyi tanır.

Kadının cesurluğu, zekiliği, fedekarlığı bile o kadar politik yapısından kopartılmış bir halde idi ki, kadına düşen özellikler duygusallık, güçsüzlük, düşüncesizlik, üretimsizlik bil cümle ‘karı’lık olarak bildiğimiz özellikler olur. Kadının bir yanı cesurluğunu büyütürken bin yanı aldanmışlığı, kaybetmişliği, mahvolmayı, yanıltmayı büyüttü. Kusursuz kutsallıktaki, anlayışlı, bilge, refah üreten, en iyiliksever, yaratıcı, şifa veren, her şeyi gören, iyi işler yapan kadının Kapitaliste Modernitenin çıkar tarlasına dönüştürdüğü Kürdistan coğrafyasında esamisi bile okunmaz olmuştu. İşte kadın üzerinde Önderliğin emeği böylesi kahır ve zorluk dolu süreçlerden başlayarak günümüze kadar gelmiş. Bu gün Rojava’da ki kadın devrimiyle yeni bir aşamaya ulaşmıştır.

Rojava Devrimi, biz kadınların ya bakın dünya alem bizi gördüğü diye sevinip kalacağı bir devrim değildir. Biz neymişiz diye kendimizden geçeceğimiz bir hava da değildir. Biz bunların kimin, kimlerin eseri olduğunu bilecek kadar aslında kendimizin farkındayız. Bu gün ypj saflarına katılan bir Arap kadın ismini Beritan koyuyorsa ve erkeğin iktidarı karşısında direnen Beritan Hevi arkadaştan haberdarsa yeniden doğuş bütün yönleriyle sürüyor demektir. Politikleşen kadın kendi ahlakını koruyor demektir. Bugünlerin neyin emeği ve sonucu olduğunu bilerek yaşama katılım demektir. Ahlaki ve politik görevlerimizin uygulanması için tarihsel toplum bilincini kazanarak, bu güne akan tecrübeyi, birikimi özümsemek demektir. Bunun gerekliliklerinin her an farkında olmayı başarmak demektir.

Yıllar önce 8 Mart 1993 yılında Önderliğin kadın arkadaşlara sorduğu buZavallı mısınız, ve yahut yeni tiplemeye kendinizi yakıştırıyor musunuz, sizi saran dünyanın farkında mısınız, özgür dünyaya atılma gereğini ne kadar duyuyorsunuz? Özellikle hazırlık düzeyini, kişilik yetkinleşmesiniyaşıyor musunuz, bunlaraiddianız kadar, pratiğiniz elveriyor mu?” soruları cevabını bulmak demektir. Öncelikle kendimizde.

Hepimizde biliyoruz ki anlamlı sözün, güzel eylemlerin sahibi olmadan Önderlikle yürüyemeyiz. Başarının sahibi de olamayız. Önderlikle yürüyüş özgürlük ahlakıyla yürüyüş demektir. Çünkü onur kolay kazanılmıyor, kadına değer verme hiç de söylendiği gibi rahat gerçekleşmiyor. Hiç kimse de öyle kadındaki güzelliğin ve zekanın timsal hale gelmesine izin vermiyor. Yıllardır Önderliğin eğittiği, örgütlediği kadın bunu pekâlâ iyi bilir. Rojava’da verdiğimiz bedeller bunu oldukça iyi anlatıyor. 

Ahlak, insandaki toplumsal zeka düzeyiyle bağlantılıdır. İyilik, güzellik, mutluluk gibi toplumsal erdemler bu zeka düzeyiyle ilgilidir. Toplumun yapılandıran bu düzey yaratıcılığı, anlamı geliştiren güçtür. Özgürlük birazda bunların iç içeliğidir. Toplumun ne kadar ahlaki olduğunu anlamak için ne kadar özgürlükle ilgili olduğuna bakmak gerekir.

Bir diğer taraftan da özgürleşmenin bilinçle, düşünce gücüyle olan birlikteliği, iç içeliği ahlakı direkt etkiler, belirler. Toplumsal özgürleşme de toplumsal bilinçle kendini açığa vurur. Başka bilinç talihsiz, kör, teslimiyetçi yapar insanı. Köle yapar. Kamberleştirir.

Bir bilincin içinde ahlak ve özgürlük el ele vermelidir. Bir tecrübenin içinde ahlak ve özgürlük umut çoğaltmalıdır. Toplumsal yaşam ilk günden bu güne değin ahlakidir. Özgürlükte toplumsal inşanın kendisi olarak ahlakın en hakiki yoldaşıdır.

Bir toplum kendi özgürlük düzeyini yaptığı edimler, ortaya çıkardığı eserler üzerinden ortaya koyar. Yaptığı iş, geliştirdiği sanatla, edebi tariflerle açığa vurur, ifade eder. Bir işin, edimin daha nasıl iyi ve güzel olduğuyla ahlak ilgilenir. Eğer bir toplum böyle değilse kendisinden vazgeçmelidir. Kendisini unutmalı, bir köşeye atmalıdır. Kendi ahlakını belirlemeyen, aramayan, inşa etmeyen, var etmeyen, yaratmayan toplum köledir. Demek ki “toplumsal pratiğin kolektif zihin ve iş yapma yeteneği” ahlakın kendisi olmaktadır. Bunun da temelinde özgürlük vardır.

Ahlak anlamak, nasılını ortaya koymaksa politikada bunun uygulayıcılığı ve uygulanmasıdır. Bedenleşmesidir. Kurumsallaşmasıdır. Politik kişilik en özgür ahlaka ulaşmadır.

Politik duruş, ben ahlak ve özgürlüğün gerekliliklerine göre olacağım dirayetidir. İradesidir. Bunun çalışkanlığıdır. Yeteneğidir. Hürmetidir. İzzetinefsidir. 

Çocukken yanlış yaptığımız bir şeyin ne kadar ayırtına varmışız, varmamış diye yüzümüzün kızarıp kızarmadığına bakarlardı. Yaptığın bir şeye ayıp dediklerinde eğer yüzün kızarıyorsa, içten etkilenmişsindir. İçin titremiş, bütün benliğinle iyi olmayan bir şey yaptığını yaşamışsındır. O zaman inanırlardı ki bir daha yapmayacaksın. Bence çok manidar bir toplumsal deneyim. Çünkü ahlak iç olgunlukla ilgilidir, iç muhasebeyi gerekli kılar. İçtenliği şart olarak görür. En hayırlı insanın herhalde öyle olacağının toplum iyi tecrübe edinmiş.

Şimdi özgürleşme iddiası olan bizlerin de özgürlük değeri karşısında yapamadıkları, başaramadıkları karşısında en yüce tutumun ahlaki bir tutum olduğunu bilmemiz gerekiyor. İç olgunluğa ulaşmamız gerekiyor. Bu bağlamda özellikle Rojava’da yükselen kadın devriminin, yenilenişinin nasıl bir tecrübeye dönüşüleceği önemlidir. Buna bakarak kendimizi nasıl eğitip örgütleyeceğimiz elzem bir husustur.

Önderlik hiçbir zaman bizlere kendisinin de belirttiği gibi ““Seni ezerim kadın! Beni tanıyor musun, karşında bir önder var, hizaya geleceksin, saygı duruşuna geleceksin” diyemem. Asla böyle bir şey yapmam. En ufak bir yanlış izlenime yol açabilecek bir ihtiyatsızlığı, bir seviyesizliği de yapmayacağım.” Önderlik her zaman bizlerle özgür yetenek ve ustalıkla yaşadı, öyle baktı, öyle çoğalttı, savaştırdı, anlamlaştırdı. Ama doğal olmayan, ahlaki ve politik tutumla alakalı olmayan, tüm yanlarımızın atılması için öz eleştiriyi öğretti, anlattı, yaşattı. Bu noktada bizlere felsefi bir bakış açısı kazandırdı.

Yeni bir bahara ulaştığımız, yeni bir 8 Mart heyecanını yaşadığımız bu dönem biz kadınlarda Önderlikle özgür buluşma heyecanını yeniden artırmaktadır. Ancak Önderlikle buluşma ahlaki ve politik temelli, özeleştirisini bu yoğunluk ve tempoya göre verebilmiş kişiliklerle mümkün olacaktır. Bu da kendi tarihimizi derin özümsemeyle bağlantılıdır. Bunun bilinciyle, politik duruşuyla hareket etme temel görevlerimiz olarak halen önümüzde durmaktadır.

Toplumsal özgürlüğümüzün daha çok Rojava Devrimi gerektirdiğinin bilincinde olmak politik aklımızın hep bir köşesinde olmalı. Ahlaki ve politik topluma her yerde çıkış yaptırarak kendi tarihimize hakkını verebilmeliyiz. Eğer böyle olursa dünümüzü nasıl iyi anlıyorsak, şimdi’mizide iyi anlayacak, geleceği kazanabileceğizdir.

Demiştim ya; Kadın Kurtuluş Tarihini biliyor musun? 8 Mart 1991 yılında Önderlik bunun cevabını bu şekilde veriyor; “PKK tarihi, onun sömürgecilikle savaşım tarihi, aynı zamanda Kürt Kadınının Kurtuluş Tarihidir.”

KJB

Demokratik Konfederalizm Önderi Abdullah Öcalan’ın yeni bir örgütlenme modeli olarak kadının gündemine koyduğu Yekitiya Jinen Azad ( YJA-Özgür Kadın Birlikleri) örgütlenmesi gerçekleşen 1. KJB kadın özgürlük kurultayında ortaya çıkan sonuçlar temelinde oluşturuldu...

YJA

YJA (Yekitiya Jina Azad) 20-24 Haziran tarihleri arasında Medya Savunma Alanlarında 100 delegenin katılımıyla 2. Konferansını gerçekleştirdi. ‘Azadiya Reber APO Azadiya Jine ye’ şiarı altında gerçekleşen Konferans, Kürdistan’da silahlara karşı taş...

YJA-Star

Kürdistan kadın özgürlük hareketinin meşru savunma gücü olarak tanımlanan YJA STAR (Yekiniya Jinên Azad-Star), kadının meşru savunma temelinde örgütlenmiş ve teknik olarak donanmış askeri bir yapılanma. Kürdistan meşru savunma gücü olan Halk Savunma Güçleri...

© 2019 PAJK Partiya Azadiya Jin a Kurdistan